Adnan merhaba

Sana bu maili yazmamak için ellerime engel olmak istedim ama beceremedim. İçimden bir ses bu maili yazmam gerektiğini söylüyordu. Her zaman düşünür dururum ama verdiğim bu karardan dönmemek gibi bir inadım var. Buna gurur mu diyorsun inat mı ne diyorsan de. Yüksek Okulda bir birimizi sevdik. Ailelerimiz karşı geldi. Peşimize polis taktılar. Polis bizi yakalamadan önce Cumhuriyet savcısına çıktık. Savcı bize mutluluklar dilemişti. Ama bu mutluluk fazla uzun sürmedi. Her neyse.

Kızını senden uzaklaştırmak istedim. İlk zamanlarda bir dedektif gibi bizi buldun. Daha sonra uzun süre bizi göremedin. Hiçbir zaman şiddete başvurmadın. Aslında duyan sanacak ki aramızda şiddetli geçimsizlikle beraber şiddet v.b şeyler vardı. Hayır yoktu. (…..). Bir şekilde bu kararı vermiştim. Ama içimdeki şeytan sana ceza vermemi istiyordu. O şeytana uzun süre inandım. Kızımız senle beraberken senin bana yapmadıklarını ve aklından bile geçirmediklerini ben sana yaptım. Çok acı çektin. Gönderdiğin SMS’leri hala saklıyorum. Senin gibi güneydoğu şartlarında büyüyen birisinin elinde daha farklı imkanları varken hiç birisini yapmadın. Sabırla bekledin. Mahkemeler oldu. Kızımız bende kaldı. Askere gittin. Kaldığım şehirde askerlik yaptın. Kızını bir defa olsun yanına getirmedim. Çok istedin. Çarşı izinlerinde biz hep evde yoktuk. Kışla gibi bir yerde bu acıyı çok çektirdim sana. Ama sana bu cezayı kesmiştim bir kere. 'SUÇ & CEZA' kitabının adını çok beğenmiştim. Suç var ise cezada olmalıydı. Bunu kendime emsal kabul ettim. Gayri resmi imkanlarımla seni cezalandırdım. Ta ki mahkeme karar verene kadar. Mahkemenin kararı da beni kesmemişti. Cezan ağır idi. Yinede kızını senden uzaklaştırmak için uğraştım. Sen mahkemeye gitmedin. Karakola gitmedin. Hep kendi çabanla uğraşlar verdin. Bu azmin ve babalık hakkın seni gözümde büyüttü. Ama bu tekrar bir araya gelebileceğimiz anlamına gelmez.

Ama yine de göremiyorsun? Çünkü ayrı şehirlerdeyiz. Buna rağmen ayda bir mutlaka gelirsin. Beklemen gereken pastanede beklersin. Kapıdan biz çıkar geliriz. Kızın sana sarılır sen ona sarılırsın. Sonra alır ona İzmir turu attırırsın.

En son Manisa’ya geldiğinde bana www.bosanmısbabalar.com adlı siteye göz gezdirmemi istedin. Ne varmış orada diye aşağılayıcı bir tabirle sana sorduğumda bana verdiğin cevap ‘Farzet ki ben ölmek üzereyim. Sana vasiyet ediyorum. O siteyi gör. Yaptıklarında ne kadar haklı olduğunu gör’ ama ben haklı çıkarım diye inanmıştım ki sen bana kelime oyunu yaparak beni yanılttın. Yaptıklarımdan dolayı haklı değilmişim. Bu durumdaki babalara artık üzülüyorum. Çünkü anlamsız bir kavga idi. Çocuğu babasından uzaklaştırmak. O çocuk büyüyünce bu acısını bize sormayacak mı? Tamam ayrıldınız! Ama ben niye babamı tanımıyorum. Sevdiği yemek nedir? Tuttuğu takım nedir?  Gibi suçlayıcı ifadeleri hep düşündüm. Ve sana bu çektirdiklerimin bir gün başıma geleceğine dair kuşkularım iyicene artmıştı. Bu siteyi gezdikten sonra kararı verdim sana bu öz eleştiriyi gönderiyorum. Kendine iyi bak. Kızınla beraberken kendine aldığın telefon bataryası eşyaların arasından çıktı. Sanırım poşette unutmuşsun. Bir dahaki gelişinde alırsın.  

     

 

Necil bey yeniden doğmuşum ve sanki ki hiç tasam ve kederim yokmuş gibiyim. Tüm dostlarımızın kızlarına kavuşmalarını Allah'tan diliyorum. İşimin böyle neticelenmesinde portalımızın çok faydası oldu. Aynı şeyleri anlattım eski eşime ama ciddiye almıyordu. Başka insanlarında acısının bu olduğunu ve böyle davrananaın sadece kendisi olmadığını görünce sanırım oradan kanaatini değiştirmek zorunda kaldı. Darısı başta siz olmak üzere diğer dostlarımızın başına..

Saygılarımla..

Adnan

======

           Eski eşime sitemizi tavsiye ettikten sonra yorumunu bekledim. Bu bekleyiş esnasında aklıma hep şu geldi; Ne kadar taş kalpli ve ceza verici olursa olsun siteyi gören bir kadın asla bu tavrını devam edemez. Ve beklediğim gibi oldu. Kızımın annesi bu anlamsız tavrına son verdi. Ve ben yeniden doğdum. Bu sitede emeği geçen başta Sayın Necil Beykont'a ve diğer arkadaşlara sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum.

         Platformumuzun ilk meyvesi ben miyim bilmiyorum ama en azından bir baba çocuğuna kavuştu. Engel olmadan, köşe kapmaca ve kaçırma olmadan bir baba artık rahat bir şekilde çocuğunu görebiliyor ve sesini duyabiliyor. Eşimin telefonunu çalınca karşımda bana 'Babiş' diyen bir kızım var. Bunun tarifi imkansız. Allah'tan istedğim odur ki benim durumumda olan diğer babalarında kendi özellerinde böyle bir sonuca varmalarıdır. Çünkü biz haklı bir kavganın savunucularıyız. Boşanmış olabiliriz. Hepimizin kendine göre ayrılma sebepleri farklı olabilir. Sebep ne olursa olsun kimse çocuğumuzu veya çocuklarımızı bizden uzaklaştırma ve yabancılaştırma gibi bir hakkı kendinde bulamaz. Bu adil değildir. Olup bitenlere yasal engellemelerde bulunmayan adli mercilerinde buna artık bir çözüm bulmaları gerekiyor. Görünen odur ki boşanma davalarının sonucunda babalar daha çok mağdur ediliyor. Erkek olmamız sorunun ana kaynağı olduğumuz anlamına gelmez ve gelmemeli.

              Yıllarca bir dedektif gibi çalıştım. Bu azmimi hiç kaybetmedim. Şiddete başvurmadım. Bunun gereksiz ve anlamsız olduğuna inandım. Zaman beni haklı çıkardı. Çok acılar çektim çok.

             Ne garip bir tesadüftür ki, askerlik vazifemi yaptığım yer kızımın ve annesinin yaşadığı şehir idi. Kızım ve annesi benden 800 m. uzaktaydılar. Yine de göremedim kızımı askerlik boyunca. Kızımı benden kaçırdı. Kadınlar bilmezler ama biz erkekler biliriz kışladaki çileleri ve psikolojik havayı. Bu yeryüzünde bir erkeğin görebileceği en büyük acıdır.

             Arkadaşlarım çarşı izinlerinde gezip eğlenirlerken ben kızımın kaldığı evin sokağında ayrıca nöbetler tuttum. Hiç bir silah arkadaşım çarşı izninde onlarla beraber gezdiğimi söyleyemez. Hep merak ederlerdi seni çarşıda göremedik? Sen nerelere takılıyorsun?

            Nereden bilecekler kızımın kaldığı evin sokağında saatlerce beklediğimi? Nereden bilecekler sokaktaki bakkalın benden şüphelenip polisi çağırdığını ve polisin beni karakola götürdüğünü ve yapılan sorguda karakoldaki polislerden birinin ağladığını? Ne yapabiliriz dediklerini? İstersen amirimize söyliyelim? Belediye başkanına çıkalım? Vali bey'e iletelim? Kızını getirelim kışlaya? Gör onu diye çözüm önerileri sunduklarını nereden bilecekler.

            Acımasız ve anlamsız bir tavrın travmalarını çok çekiyoruz. Bunu yapan anneler veya babalar; Bu hakkı size kim veriyor? Tüm bunları niye yapıyorsunuz? Şu kısacık hayatı böyle kısır çekişmelerle bitirmeye değer mi? Oysa hepimiz iyi kötü tutunuruz hayatın bir ucundan. Bu işi yaşam gayesi edinen anne ve babalar çocuğunu kucağına alıp koklamak her anne ve babanın hakkı. Bu hakkı kimse kimseden alamaz. Almamalı.

           www.bosanmisbabalar.com adlı sitemizi kızımın annesine tavsiye ettim. Kızımın annesinin kalbine merhamet ve acıma hissi girdi. Hatalarını görmesine aracı oldu.

           En azından ben istediğime kavuştum. Kızımla artık istediğim zaman konuşuyorum. Onların kaldığı şehre gidince artık pastanede beklemiyorum. Yukarıdan aşağıya 3. zile basıyorum. Kapı otomatiği çalışıyor. Asansörden 6. kata çıkıyorum. Kapıyı kızımın annesi açıyor. İçeri girip oturma salonuna yöneliyorum. Kızın uyuyor diyen annesinin işaretiyle kızımın odasına yöneliyorum. Kızım mışıl mışıl uyuyor. Onu öperek uyandırıyorum. Bundan daha güzel daha ne olabilir? Bu anı yaşamak için yüzlerce kilometre yol katediyorum.

          Tüm dostlarımın ve benimle aynı pozisyonda olan arkadaşların bu anı yaşamalarını istiyorum. Bu anlamda platformumuzun bir üyesi olarak çalışmalarıma gücüm nispetince yardımcı olmak gibi bir telaşım var artık. Bizleri buluşturup bir araya getiren site yöneticimiz Sayın Necil Beykont abimize sonsuz teşekkürlerimi iletmeyi borç biliyorum.

 

Çocuğuna kavuşmasında web sitemizin rolü olduğunu söyleyen Adnan bey'in mesajları :
Adnan bey'in eski eşinden aldığı ve bizlerle paylaşmak istediği mesaj: