Yaşanan travmalara bir göz atarsak,

Danışmaya gelen anne-baba ayrı ayrı “kendilerinin haklı olduğu” konusunda  iddialı olmaları olayları  sadece çocuklar açısından ve onun iyiliği için yapılması gerekenleri “değerlendirebilmelerini” ve anlaşabilmelerini güçleştiriyor.  Hele hele işin içine nafaka ve mal paylaşımı girdiğinde daha da çirkinleşebilen bir süreç söz konusu

Çocuklar yaşadığı ( bize gelen vakalarda) bu travmatik olaylar neticesinde:

Sonuç olarak eğer küçük yaş grubu ise hafta sonu anne- baba arasında gidip gelen çocuk her iki şekilde de ağlama ve kapris yapma – duygu sömürüsü yaparak “bilinçaltı” ailenin birlikteliğini yeniden sağlama taktiklerine başvurabiliyor.

Daha büyük yaş grubu ise ya ailenin bütün fertlerini duygu sömürüsü ile kullanmayı “keşfediyor” ya da ve çoğunlukla “hiç birini görmek istemiyorum, kendi yaşantımı yaşamak, kendi problemlerimi çözmek istiyorum” gibi tepkilerle  mutsuzluk ve yaşam enerjisinin kaybolmasını dışa vuruyorlar

Kendi dertlerine düşen anne- babalar bu süreç içinde çocuklarının ellerinden kayıp gittiklerinin farkında olduklarında ise çok geç kalmış olabiliyorlar. Çocuklarında depresyon ya da yok saymak-iletişimi kesmek gibi daha ağır tablolarla karşılaşabiliyorlar..

Sevgiler,

Ayşim İncesulu

Psikolojik Danışman ve Rehber

Anne baba ayrılığı konusu ile bize başvuran vakalar arasından bir derleme yapmak gerekirse iki grup var.

(1) Anlaşarak ayrılmaya karar veren  ve çocuklarının en az etkilenmesi için çaba harcayan aileler. Bizlere danışarak yeni yaşam biçimlerini, görüşme rutinlerini ve problem durumlarda ki davranış biçimlerini de yine bizlere danışarak çözümleyebilen anne babaların çocukları bu zor süreci en az hasarla atlatabilenler.

(2) Asıl sancılı olan taraflardan birinin mağduriyeti ile başlayan ayrılma süreçleri.. Avukatlara yansıyan ve karşılıklı kılıçların çekildiği ve hukuk sürecinin ağır işleyen dikenli yolları, yıllar sürebildiğinden, çocuklar bu süreç içinde çok zorlanıyorlar.